çakma marilyn monroe


Pinhani
[Flash 9 is required to listen to audio.]
362 oynatma

flyonthesky:

Pinhani, Çok Aşık

Happy Birthday Marilyn ♥ ♥ ♥

(June 1, 1926 – August 5, 1962)


Bozcaada’da Edip Cansever’in “Masa da Masaymış Ha” şiiriyle süslenmiş bir duvar. 

Bozcaada’da Edip Cansever’in “Masa da Masaymış Ha” şiiriyle süslenmiş bir duvar. 

hafifbirmelodi:

:3

Ben senin…
Sevgilin, eşin, baban ,ağabeyin, arkadaşınım…
Biri bitse biri kalır…
Seni hiç bırakmayacağım !

Cemal Süreya

white-woman:

hay çanım..

poyrazcelik:

Sıcak bir kahve ol önce, titreyen ellerimi fincanının sıcaklığı ile ısıt, her yudumda bol şekerinin dilimde bıraktığı tat ol, sonra uykuya susamışlığımı gider, gider ki sensiz yaşanan her günün uykuda geçmiş zaman olduğu bilinsin ve kaybolan zamanımın telafisi gerçekleşsin.
Sıcak bir kahve ol sonra, kırk yıl hatırı olan, bol köpüklü. Hayatın keşmekeşliğinin üstüne bir yudum ve güneşi göremediğim her günümü aydınlatan bir yoldaş ol. Bakma efkârlı halime, ben mutlu, çok mutlu, musmutlu ki paylaşmak isteğimdir mutluluğumu, seni uzaktan sevişlerime tek sebep.
Sonra bol sütlü bir kahve ol, bütün kararmışlıklara, bütün karanlıklarıma birazcık renk, birazcık aydınlık ol. Zindanımsı geceleri aydınlatan bir ay ol.
Sen inadına kahve ol, ne bir gül, ne bir çiçek. Kahve kokusu ol içime çektiğim, çiçek kokusu yerine ama bol şekerli. Bırak bütün güzelliklerin ekstra renklerini, kokularını ve tatlarını. Sen bildiğimiz klasik, sütlü, bol şekerli bir kahve ol, arada Türk kahvesi, arada ithal, yerli, yabancı, taklit, gerçek, ne kadar çeşidi varsa işte, nerden geldiği önemli olmayan ama titreyen ellerimi ısıtırken içimi ısıtan, bir yudum, bir fincan, sıcak, bol şekerli kahve ol.
Bakma uzaklardan gelişin sıcaklığını soğutur, gece karanlıkları rengini koyultur, soğuk kış günleri, sıcak yaz günleri, yağmurlu ıslak günler ve geceler tadını kaçırır. Sen kahve ol, şekerin benden, aroması tadı benden. Sen yeter ki sıcak ol titreyen ellerimi ısıtan. Bilirsin kahveyi çok sevdiğimi, fakat yine bilirsin alışkanlığım bağlılığım değil, aksine, bağlılığım alışamadığımdır. Her seferinde başka tat bırakan, her gün biraz daha uzakları yakın eden yüreğinin tadıdır, seni yudum yudum tadarken yüreğim.
Gönül bahçemdeki çiçeklerin inatçı bahar yağmurlarına ihtiyacı yok artık senin uzaklardan bana ilerleyişlerinle birlikte ve güneşe. Benim gibi onlarda sıcak bir fincan kahveyle beslenmekte, her mevsim, on iki ay, 7/24 ve çiçek açım zamanına çok az kala tomurcuklar sarmış dallarımı ve bir adım daha sonra garantili çiçek açışlar. Kahve kokusu kokusunda, kahve rengi renginde, çeşit çeşit.
Hadi bir adım daha ve bir yudum daha, sonra kırk yıl değil bir ömür hatırın var bu gönülde, bu kalpte, bu bedende, bu yalnız, soğuk, titreyen bedende.

poyrazcelik:

Sıcak bir kahve ol önce, titreyen ellerimi fincanının sıcaklığı ile ısıt, her yudumda bol şekerinin dilimde bıraktığı tat ol, sonra uykuya susamışlığımı gider, gider ki sensiz yaşanan her günün uykuda geçmiş zaman olduğu bilinsin ve kaybolan zamanımın telafisi gerçekleşsin.

Sıcak bir kahve ol sonra, kırk yıl hatırı olan, bol köpüklü. Hayatın keşmekeşliğinin üstüne bir yudum ve güneşi göremediğim her günümü aydınlatan bir yoldaş ol. Bakma efkârlı halime, ben mutlu, çok mutlu, musmutlu ki paylaşmak isteğimdir mutluluğumu, seni uzaktan sevişlerime tek sebep.

Sonra bol sütlü bir kahve ol, bütün kararmışlıklara, bütün karanlıklarıma birazcık renk, birazcık aydınlık ol. Zindanımsı geceleri aydınlatan bir ay ol.

Sen inadına kahve ol, ne bir gül, ne bir çiçek. Kahve kokusu ol içime çektiğim, çiçek kokusu yerine ama bol şekerli. Bırak bütün güzelliklerin ekstra renklerini, kokularını ve tatlarını. Sen bildiğimiz klasik, sütlü, bol şekerli bir kahve ol, arada Türk kahvesi, arada ithal, yerli, yabancı, taklit, gerçek, ne kadar çeşidi varsa işte, nerden geldiği önemli olmayan ama titreyen ellerimi ısıtırken içimi ısıtan, bir yudum, bir fincan, sıcak, bol şekerli kahve ol.

Bakma uzaklardan gelişin sıcaklığını soğutur, gece karanlıkları rengini koyultur, soğuk kış günleri, sıcak yaz günleri, yağmurlu ıslak günler ve geceler tadını kaçırır. Sen kahve ol, şekerin benden, aroması tadı benden. Sen yeter ki sıcak ol titreyen ellerimi ısıtan.
Bilirsin kahveyi çok sevdiğimi, fakat yine bilirsin alışkanlığım bağlılığım değil, aksine, bağlılığım alışamadığımdır. Her seferinde başka tat bırakan, her gün biraz daha uzakları yakın eden yüreğinin tadıdır, seni yudum yudum tadarken yüreğim.

Gönül bahçemdeki çiçeklerin inatçı bahar yağmurlarına ihtiyacı yok artık senin uzaklardan bana ilerleyişlerinle birlikte ve güneşe. Benim gibi onlarda sıcak bir fincan kahveyle beslenmekte, her mevsim, on iki ay, 7/24 ve çiçek açım zamanına çok az kala tomurcuklar sarmış dallarımı ve bir adım daha sonra garantili çiçek açışlar. Kahve kokusu kokusunda, kahve rengi renginde, çeşit çeşit.

Hadi bir adım daha ve bir yudum daha, sonra kırk yıl değil bir ömür hatırın var bu gönülde, bu kalpte, bu bedende, bu yalnız, soğuk, titreyen bedende.

İtiraf etmelisin

puccaa:

Pazar geceleri garip bir heyecan oluyor içinde

Sürekli Pazartesi sendromu diye dertlensen de

Bir hoşuna gidiyor haftanın ilk gününe hazırlanış, bekleyiş hali.

Acıyı seviyoruz çünkü, sevecek başka şey vardı da sevmedik mi?